17 haziran 2000
öyle bir sevgili arıyorum ki
ister güzel olsun
ister çirkin
yeter ki
geçip giden günlerimde
daima yanımda olsun
kimlik kartında değilse bile
bakışlarında
yaşı henüz on yedi olsun
teni tenimde
hayatım son bulsun
serhat öztürk
21 haziran 2001
yıllar önce
bir kız vardı tanıdığım
belki birgün
beni sever diye aldandığım
şimdi o güzel kız
bir kadın artık
üstelik yapayalnız yaşlı
ve hayli çirkin bir kadın
ne kadar yazık
o güzelim kızlar
bir sabah uyandıklarında
ebedi kadın oluyorlar
serhat öztürk
15 haziran 2004
hayallerdeki sevgili
çamurdan kuşlara can veren
mezarlardaki ölüleri dirilten
hz. isa'ya benzer
bir kez olsun
ayak basınca odama
bırakın beni bir yana
odamdaki eşyalar bile
başlar yaşamaya
serhat öztürk
23 haziran 2004
bugün
yağmurlar yağarken dışarıda
bir serçe
konuverdi pencereme
hiç sevilmemiş bir adamın
çaresizliği vardı gözlerinde
derken
yaz yağmuru değil mi
kesiliverdi birden
bırakıp beni tek başıma
uçup gitti serçe
yıllar önce
sokaklarda yürüyebilme şansını
bir güzelin insafına bırakın
o akılsız adam
şimdi nerde
serhat öztürk
15 haziran 2005
ey melek
hangi şeytan aldı yüzünü
avuçlarına
bar masalarında
barbarca
öpmek için dudaklarından
ulu-orta
saygısızca
serhat öztürk
19 haziran 2005
adam gibi yaşayabilmek için dünyada
petrol fiyatlarını değil
sevgilinin değerini bilmeli insan
ve sabahleyin kalkınca
mutlu olabilmek adına
gün boyunca
doğayı teneffüs etmeli insan
havayı değil yalnızca
serhat öztürk
20 haziran 2005
gün gelir avuçlarına
kara topraklar dolar
ve gün gelir sevgili
senin de çürür ellerin
ellerimi çirkin bulan avuçlarıma
kara topraklar yakışır mı dersin
serhat öztürk
17 haziran 2008
ey sevgili
hayata dair
beynimin tam orta yerinden
bir parça umut olsun diye
ille de ellerini tutmam
ya da gözlerinin içine bakmam
şart değil ki
varsın bu saat itibariyle
aramızda onlarca şehir
ve binlerce engel olsun
yeter ki
sen iste
ya da emret
er ya da geç
bir yolunu bulur
gelirim sana
gecenin bir yarısı
saçlarını okşamaya
serhat öztürk
18 haziran 2008
ey sevgili
evlilik denen şey
tıpkı dans etmek gibi
çiftlerden biri
ileriye doğru bir adım atarken
diğeri geriye
hiçbir zaman
biri diğerinin ayağına basmadan
hayat denen sahnede
özgür iki insanın
sonsuza kadar dans etmeleri
ne büyüleyici bir eylem
serhat öztürk
90'lı yıllar
ey sevgili
ömründen nice ilkbaharlar gelip geçecek
zaman akıp gidecek
bir ırmak misali
herkes bulacak
bir dost bir sevgili
caddeler sokaklar insanlarla dolacak
kimi mutlu kimi neşeli
olup biteni seyredeceksin uzaktan
ve anlayacaksın beni
pencerende gözyaşlarına boğulduğun gün
güzel günler güzel anlar
albümlerdeki fotograflarda kalacak
yüzün gülmeye muhtaç
gözlerin yaşla dolacak
ve anlayacaksın beni
geceyle gündüzü karıştırdığın zaman
mutluluk uzaklaşıp gidecek senden
bir göçmen kuş misali
başka diyarlara başka ellere
değerini bilenlere
ve hatırlayacaksın beni
eyvah diye
saçını başını yolduğun gün
hiç ummadığın bir anda
kapını çalacak bir el
usulca
benim geldiğimi sanarak
koşacaksın kapıyı açmaya
lakin bulamıyacaksın beni
kapı eşiğinde yığılıp kaldığın gün
odana kapanacaksın günlerce
hiç kimseyle konuşmayacaksın
bir kelime bile
maziyi düşüneceksin saatlerce
ve anlayacaksın beni
yalnız kalmaktan korktuğun gün
serhat öztürk
28 haziran 2004
yıllar var ki
hergün
gözlerimin önünden
gelip geçer de hayali
şöyle birgün
karşımda durup ayaküstü
birkaç dakika bile olsa
sormaz halimi
aah sevgili
allah korktu da mı verdi
sana bu güzelliği
serhat öztürk
1 temmuz 2004
ey sevgili
ölmek üzereyken odamda
hastalıktan değil
yalnızlıktan
kollarını ve omuzlarını açıkta bırakan
dizkapaklarına kadar uzanan
bir elbise giy
yanıma gel
saçlarına birşey takma
sakın haa
parfüm falan da kullanma
bırak
çıplak kalsın ayakların
odama geldiğin an
ışıkları da yakma
o kadar çok isterdim ki
teninin kokusundan
tanıyabileyim seni
karanlıkta
bilirsin bunu yapamam
en güzeli sen
kim var orda deyince ben
adınla seslen
lütfen
serhat öztürk
21 haziran 2005
ey sevgili
bir zamanlar
ne çok güvenirdim güzelliğine
oysa kulak verseydin şarkıya
ya da şiire
anlardın
dört mevsim içinde
bir tek bahar olduğunu
vakti geldiğinde
koparılan her çiçeğin solduğunu
serhat öztürk
24 haziran 2005
boşuna yaşadım
şu güzelim dünyada
boşuna
soğuk bir kış akşamından
erişemeden sevgilinin sımsıcak ayaklarına
takılıp kaldım
sonbahar sabahlarına
olan oldu sonunda
işte şimdi yapayalnızım
buz gibi soğuk odamda
ve sevgilin ayakları uzaklarda
gün geçtikçe soğumakta
serhat öztürk
28 haziran 2005
bir yaz akşamı
yıldızların altında
çakıllar elmasa
elmaslara çakıla dönüşüverir
bir anda
sevgilinin avuçlarında
düş nedir gerçek nedir
kim bilebilir
sevgilinin kollarında
bedenler bir yana
sinmişse eğer güzel duygular
ruhlara
insanca yaşamak adına
ölürse tenler ölür
canlar ölüsü değil asla
serhat öztürk
1 temmuz 2005
yalnızlıktan ölmektense odamda
kız kulesine sevdalı
galata kulesi olmak isterdim
boğazın serin sularında
birgün nasıl olsa
transit geçiş yapan
dev gibi bir gemiye
binip gizlice
varırdım sevgiliye
serhat öztürk
1 temmuz 2007
ey sevgili
bir pazar sabahı
evine en yakın marketten
ekmekle gazete alıp giderken
birkaç adım kala bahçe kapısına
usulca dokunup omuzuna
günaydın diyeceğim sana
haberin olsun da
serhat öztürk