3 ocak 2004
kitaplar
yaşamadıkça insanlar
yaşlanmaz diyorlar
oysa ben
gecenin bi yarısı
bi anda olsa
dokunamadan sevgilinin saçlarına
yaşlanıp kaldım
kapalı kapılar ardında
otuz yaşında
bu işte
bir yanlışlık var galiba
serhat öztürk
3 ocak 2005
o dünyalar güzeli
upuzun saçlı sevgilinin
ayakları altında
halıların ve kilimlerin konuştuğu
anadolu'da
susmak yakışmaz seven adama
serhat öztürk
6 ocak 2006
ey sevgili
en güzeli
al eline kalemi
bir mektup yaz bana
bu gece
kelimeler
saçlarının kokusunu taşısınlar evime
gizlice
dünyanın en güzel madmazel'inden
dünyanın en şanslı adamına yaz
zarfın üzerine
ve yarın akşam
işten eve dönerken
bi ara uğra postahaneye
güvenme boş yere
okuma-yazma bilmeyen
güvercinlere
serhat öztürk
7 ocak 2005
ey sevgili
mademki
hiçbir zaman
sımsıkı tutamayacağım ellerinden
bi an bile olsa
ve mademki
hiçbir zaman
bir kez bile
birlikte olamayacağız
aynı fotoğraf karesinde
o halde
ne diye seni sevmeye devam ediyorum
bilemiyorum
serhat öztürk
11 ocak 2005
ey sevgili
yarı ölümmüş uyku
uykuda buldum mutluluğu
yılda birkaç defa
rüyamda görüyorum seni
hani yıllar önce
gözlerin demiştiya bana
çirkin olduğun kadar da
akılsız olan adam
sen benim dengim misin
rüyanda görürsün anca beni
o zamanlar nerden bilecektin ki
bir asır sonra bile
rüyalarıma girmekle
beni mutlu edebileceğini
serhat öztürk
14 ocak 2005
önce can
sonra canan sanan
zavallı insan
al eline kalemi
bir kağıt üzerine
canan yaz
bak
içinde can
serhat öztürk
18 ocak 2005
insanın mutluluğu için
en güzel köleyi icad eden
lidyalılar
nerden bileceklerdi ki
günün birinde
kölenin efendiye dönüşerek
bütün güzel duyguları
birer birer öldürebileceğini
serhat öztürk
22 ocak 2005
bir asır oldu
o dünyalar güzelini görmeyeli
ve bir asır daha
yasak bana
ellerinden tutmak bir yana
uzun uzadıya
öküzün trene baktığı gibi
yüzüne bakmak da
serhat öztürk
23 ocak 2005
hiçbir zaman
birlikte olmasa da
bedenim bedeninle
bir kanepe üzerinde
el ele
haberin olsun da
dünyalar güzeli
ruhum ruhunla birlikte
gün 24 saat
çılgınca sevişmekte
serhat öztürk
20 ocak 2007
geçip giderken hayattan
durup bi an
etrafı çiçeklerle kaplı bir pınardan
buz gibi suları içmeli insan
sevgilininin sımsıcak avuçlarından
serhat öztürk
27 ocak 2004
iyi ki varsın sevgili
ve tanrıya şükürler olsun ki
bi anda olsa
duyabildim ayakseslerini
yakından
daha ne isteyebilirim ki
tanrıdan
utanmadan
serhat öztürk
25 ocak 2005
aşk denilen şey
insanın sevdiğinin ellerinde
bir yemek kaşığı olmaya
razı olmasıdır
fikrimce
önce ellerinden
sonra dudaklarından öpünce
varsın atsın beni sevgili
çöp tenekesine
elbet birgün
şehir çöplüğünü
tertemiz elleriyle karıştıran
iyi kabli çocuklar
bulurlar beni
satarlar bir hurdacıya
hurdacı da bir fabrikaya
derken
bir saç tokasına
dönüşmüş bir halde
yeniden bulurum kendimi
sevgilinin sımsıcak ellerinde
ve bir yaz gecesi
eğlenmeye giderken sevgili
elbisesinin rengine uyarsam eğer
saçlarına takar beni
ve birkez daha
dünyanın en mutlu insanı olurum
bi anda
taâ ki
modanın değişip de
yeniden buluncaya dek kendimi
çöp poşetinde
kullanılıp atılmış eşyalar içinde
serhat öztürk
26 ocak 2005
devrik cümleleri
alt alta sıralayan kişi değildir
şair
şair
ilk çağdan bu yana
taşlarla konuşan
denizle sevişendir
yani sözde akıllıya göre
yarı delidir
serhat öztürk
29 ocak 2007
önce rüzgar başladı
sonra yağmur
derken kar
birkaç saate kalmaz
kapanıverir tüm yollar
bilmem ki
neyi bekliyorsunuz hâlâ
tek umudum olan kuşlar
kar fırtınası çıkıp
görüş mesafesi
bir metrenin altına düşmeden evvel
hemen şimdi
tutup getirin sevgiliyi ellerinden
109 nolu derslikten
lütfen
serhat öztürk
28 ocak 2005
hayatını yaşıyor sevgili
karanlıklar içinde
ikimize ait olan teninde
bir başkasının elleri
her gece
kime ne
serhat öztürk
29 ocak 2005
gün gelir
aklım da terkeder beni
ve soğuk bir kış gecesi
donmak üzereyken
ıssız bir parkta
polisler bulur beni
adımı adresimi söyleyemem onlara
hatırladığım tek şey
kahverengi
beni bu hale düşüren
sevgilinin gözlerinin rengi
serhat öztürk
25 ocak 2006
ey sevgili
geceleri
sarılıp yatsa da bana hayalin
gönlüm
ille de gündüzleri
gündüzleri arzu eder seni
serhat öztürk
29 ocak 2008
kış ortasında
incecik elbiseler giymekte
hiçbir ard niyeti olmayan
güzel kız
anlıyorum seni
anlaşılan
bahar gelmiş tenine çoktan
lakin
benden yâr olmaz sana
düş başka
gerçek başka
allah aşkına
gelip gelip durma
aklıma
serhat öztürk
7 şubat 2004
buz gibi soğuk
bir hava var dışarıda
gürül gürül yanan sobanın karşısında
odamda
ellerim ayaklarım üşüyor benim
az önce radyoda dinledim
ankara'da
sıcaklık şu anda
eksinin altında
kimbilir sevgili
nasıl da üşüyordur ellerin
birden
salak mısın sen
eldivenim var benim
eldivenim
dediğini duyar gibiyim
serhat öztürk
7 şubat 2004
ey sevgili
pırıl pırıl bir bahar günü
tertemiz havadar sakin
bir çay bahçesinde
karşımda sen
radyoda
en güzel aşk şarkıları çalınırken
sımsıkı tutup ellerinden
seviyorum seni demek isterdim
güpegündüz
bil ki ey zâlim dünya
bu defa hastalıktan değil
sevinçten dönerdi başım
mutlaka
serhat öztürk
7 şubat 2004
ey sevgili
akşam olup da
evimize dönünce
sen yemek yaparken
ben de çorba pişirebilirdim
şimdiden söyleyim
sadece hazır çorba yapmasını bilirim
beğenmezsen şayet
dökebilirsin çöpe elbet
öyle ya
afrika'da açlıktan ölen çocuklar
kimin umrunda
hem rüyalarımıza da
girecekler değil ya
serhat öztürk
6 şubat 2005
benim için
en değerli hazine
eylül yağmurlarında
göz göze gelebilmektir
sevgililiyle
hele bir de
lütf edip izin verince
gücüm yeter de
tutabilirsem ellerinden
değmeyin keyfime
varsın başkaları içinde
günde üç vardıya
hiç durmadan
çalışıp dursun darphâne
serhat öztürk
1 şubat 2006
günlerce
döviz borsa hisse senedi
alıp satan biri
nerden bilsin
akşamları eve dönünce
sevgiliye
seni seviyorum diyebilmenin
paha biçilmez değerini
serhat öztürk
2 şubat 2006
ey sevgili
şehir merkezinden uzak
sözde huzur evinde
hayata veda ederken
ziyaretime gelmeni istemem
isterim ki
beytepe'de öğrenciyken
sabahları sana
günaydın diyebilmek uğruna
yurt merdivenlerini
ikişer üçer basamak hızla çıkan
o çirkin ve genç adam olsun
aklında kalan
serhat öztürk
4 şubat 2008
ey sevgili
sevdaya dair
ne varsa söylemişler
bizden önce
aynı yoldan geçenler
sevmesem seni
hiç olurmuydum dizlerinin dibinde
haydi uzat elini
seviyorum seni
dünyanın en güzel madmazeli
serhat öztürk
7 şubat 2008
sisler altında bugün
tüm eller
evleri boşver
belli belirsiz görünüyor uzaklar
uzaklar
bir masaldan farksızlar
canım sevgili
sen bir masal değilsin
değil mi
serhat öztürk
9 şubat 2005
mezarda
çürümeden ellerim
odamda
hayallerimdeki sevgilinin
upuzun saçlarını
mum ışığı altında
usulca
okşamak isterim
sonra
sonrası kırmızı noktalı bir film
serhat öztürk
8 şubat 2006
ey sevgili
öyle çok özlüyorum ki seni
gül kokularından narin ellerinde
kırmızı bir gül olmaktan başka
çare gelmiyor aklıma
avuçlarından
doyasıya öpebilmek uğruna
serhat öztürk
14 şubat 2009
ey sevgili
kış ortasında
avuçlarındaki yaz sıcaklığının
yüreğime işlemesine
göz yumduktan sonra
yepyeni bir hayata
mutlu bir adım
atar mısın benimle
söylesene
serhat öztürk
21 şubat 2004
ey sevgili
ne kadar anlamsız
seni bu kadar çok severken
senden bu kadar uzak kalmak
gözlerin olmadan yaşamak
yaşamadan yaşlanmak
ve ne kadar beyhude bir uraş
yaşam destekleme üniteleri olmadan
bitkisel hayatta
hayatta kalmaya çalışmak
serhat öztürk
21 şubat 2005
nazım hikmet’in suçu neydi ki
adam mı öldürmüştü
azılı katiller gibi
yoksa bazı politikacılar misali
yetim hakkı mı yemişti
elbette hiçbiri
öyleyse ne diye
anadolu’da bir çınar ağacının altında değil de
moskova’nın ayazında
buz gibi soğuk
bir mezar taşının altında
yatmakta hâlâ
serhat öztürk
18 şubat 2006
artık ağlamıyorum geceleri
belki de göz pınarlarım kurudu
üzülme sevgili
tek sorumlu sen değilsin ki
sanırım küresel ısınma
gözlerimi de etkiledi
serhat öztürk