16 şubat 2009
ey sevgili
soğuk bir kış günü
seninle birlikte
tarçınlı sımsıcak
bir fincan salep içemeden
ölürsem
bil ki
üşütüp hasta olurum yine
cehennem ateşinde bile
serhat öztürk
27 şubat 2004
ey sevgili
ruhumu bir kurşun gibi
delip geçen bakışlarının
yüreğimde yaktığı sevda ateşi
günün birinde
küle dönerse
bu işte ihmali olan
hangimiz dersin
serhat öztürk
29 şubat 2004
dalgalar sahile kavuşur
sahilde iki ağaç
birbirlerini severler
bulutlar hızla evlerine giderlerken
gökyüzünü martılar kaplar
ya sevgili
acaba şu anda neler yapar
neden sevemez beni
onu sevdiğimin
binde biri kadar
serhat öztürk
28 şubat 2005
söylesene sevgili
geleceksin bana değil mi
soğuk bir kış gecesi
avuçlarındaki yaz sıcaklığıyla
ısıtmak için
yanlızlıktan buz kesen ellerimi
serhat öztürk
24 şubat 2008
ey sevgili
ne çok güvenmiştim sana
oysa sen
köprüler kurmak bi yana
duvarlar ördün aramıza
şimdi sen bi kıyıda
ben karşı kıyıda
akıp gidiyor aramızda dünya
serhat öztürk
15 nisan 2000
(güzel kadınlara)
ey sevgili
on yedisindeki güzel kızların
annelerinin yaşına varınca yaşın
bir köşede unuturlar seni
iyi gün dostların
hiçbir farkı kalmaz
yazın,kışın,baharın
gitgide artar yağmurdan
işte o zaman
tıpış tıpış seni bana getirir
çıplak ayakların
güzel kadın
serhat öztürk
18 şubat 2001
(güzel kadınlara)
öyle kadınlar var ki
elde edip
onlarla birlikte olmak istersin
ve öyle kadınlar varki
bakışları altında ölmeyi yeğlersin
söylesene sevgili
acaba sen
hangi kadınlara benzersin
ya ben
hangi kadınların dizlerinin dibinde
yakamı bir türlü bırakmayan
var olma acılarımı dindirebilirim
serhat öztürk
8 mart 2002
(güzel kadınlara)
bir kız vardı
ve o kızı seven bir adam
bir akşam
bir başkasının kadını oldu
o güzel kız
bir anda
o günden sonra
o adama
rastlayan olmadı bir daha
şu gökkubbenin altında
dışarda
serhat öztürk
21 ocak 2005
(güzel kadınlara)
düşük belli pantalon giyip
salına salına yürüyerek
arz-ı endam etmenin
nedenini şimdi anladım
meğer beni öldürmekmiş
senin maksadın
güzel kadın
serhat öztürk
24 şubat 2006
(güzel kadınlara)
ey sevgili
masanın üzerindeki su bardağında
dudaklarının izi olmalı
halıda ayak izlerin
kanapede kendin
içimde ıpılık nefesin
perdelere sinmeli saçlarının kokusu
teninin kokusu nevresimlere
gülüşlerin yankılanmalı duvarlarda
aynada endamın
yatak odasında
çırılçıplak duyguların
serhat öztürk
8 mart 2009
(güzel kadınlara)
adam
kadına doğru
bir adım atınca
kadın
adama doğru
on adım atıyor
yeter ki
içten olsun
o tek adım
ve o tek adam-son mısra enis fosforoğluna aittir-
serhat öztürk
1 mart 2004
bugün sevgili
koyu yeşil renkli
bir kazak giymişti
o kadar güzeldi ki
nerdeyse ayaklarına kapanıp
seni seviyorum diyecektim
diyemedim
nasıl diyebilirdim ki
beni hiç sevmezdi
ve hiçbir zaman da
sevemiyecekti
her halinden belliydi
serhat öztürk
17 mart 2004
ey sevgili
bi gece yarısı
yapayalnız hissedersen kendini
pencereden dışarıya bak
göreceksin beni
eğer hiçbirşey göremiyorsan
kapat gözlerini
demek ki
artık sevmiyorsun beni
sana aldığım koyu yeşil renkli kazağı
dolabından çıkart
at gitsin çöpe
saat gece yarısını geçti
sabahleyin erkenden kalkıp
işe gideceksin
ışıkları kapat
git yat lütfen
bu sevda burda bitti
ve yarından tezi yok
kendine yepyeni bir sayfa aç
zira bu dünyada
hiçkimse
tek başına mutlu olamaz
tamam mı sevgili
ey sevgili-son iki mısra enis fosforoğluna aittir-
serhat öztürk
1 mart 2005
ey sevgili
dün öğleden sonra
kızımız zuhal
ilk defa ziyaretime geldi
inan ki
senin kadar güzeldi
büyümüş kocaman bir kız olmuştu
gelecek yıl okula başlayacakmış
sonunda
korktuğum da başıma geldi
sordu bana
neden annemden ayrıldın baba
sustum bir suçlu gibi
nasıl söyleyebilirdim ki
bir hayal olanı
bütün gerçekleri açıkça
annen beni hiç sevmedi
bırakıp bizi
başka bir adamla evlendi
hiç söylenir mi
bu kadar acı gerçekler
şeker gibi tatlı olan
küçücük bir kız çocuğuna
allah aşkına
serhat öztürk
12 mart 2005
ey sevgili
sana bir sır vereyim
öpünce prense dönüşen kurbağa
ben değilim
serhat öztürk
14 mart 2005
ey sevgili
benim olduğum yerden
sana doğru bakınca
bir tanrıça durur
karşımda
oysa
senin olduğun yerden
bana doğru bakınca
tekerlekli sandalyede
hasta bir adam var
yalnızca
serhat öztürk
2 mart 2007
ey sevgili
madem ki
gündüzleri gelmiyorsun yanıma
hiç olmazsa
geceleri uğrasan rüyama
saçının tek bir telini
bırakmak için
avuçlarıma
serhat öztürk
20 mart 2000
ey sevgili
birşeyler duydum seninle ilgili
birşeyler ki
hiçte hoş değil
yalvardım tanrıya
duyduklarım koskoca birer yalan olsun diye
güya
her akşam bir barda
meze oluyormuş dudakların
içki masalarında
üç - beş sarhoşa
dahası da var
diyorlar ki
her gece
teninde başka bir ten
neden
serhat öztürk
21 mart 2000
ey sevgili
bak yine sabah olmakta
yapayalnızım
buz gibi soğuk odamda
üşüyorum
boyuna kömür atıyorum sobaya
lakin boşuna
tenin tenimden uzakta
dayanamıyorum
ne olursun
bak yalvarıyorum
bir an önce gel yanıma
sımsıkı sarıl bana
tâ iliklerime kadar işlesin sıcaklığın
bir daha bırakma beni
böyle tek başıma
ihtiyacım var sana
anlasana
serhat öztürk
18 mart 2005
(çanakkale şehitlerine)
on dokuz yaşında
çanakkkale savaşı'nda
sevdiğinin elleri değmeden daha
tenine elli iki kurşun değen
güzel kız
senin sayende yaşıyorum anadolu'da
insanca
bilmelisin ki
hiçbir zaman ödeyemem borcumu sana
lütfen beni bağışla
baksana doksan yılda
bir demet çiçek alıp da
gelemedim yanına
serhat öztürk
21 mart 2007
unutanlar hatırlasınlar diye
14 şubatı icat etmişler
önce unutup
sonra hatırlamak
iyi güzel de
baharda incecik elbiseler giyip
salına salına arz-ı endam eden sevgilinin
ayakları altında kalan kalbim
kimi unutup
neyi hatırlayacak
serhat öztürk
26 mart 2007
ey sevgili
madem ki
merhametli olmak
burcunun en belirgin özelliği
o zaman ben de
yaralı bir serçe olur
her gece gelirim pencerene
kolayca al diye beni
kalbine
serhat öztürk