24 temmuz 2007
ey sevgili
gözlerinin rengini anlayabilecek kadar
uzun uzadıya bakamadım gözlerine
bir arkadaş toplantısında
konu konuyu açınca
sen söyledin bana
benim gözlerimin rengi
kahverengi
serhat öztürk
24 temmuz 2007
şehirleşen
köylüyü beğenmez olur
ülkemede
binlerce yıllık kömbe
gözleme adını alır
şehire gelince
serhat öztürk
29 temmuz 2007
yıllar önce
yüzde bir şansım vardı
sevgilinin kalbinde
yıllar sonra
binde bir bile şansım kalmadı
kağıt üzerinde
serhat öztürk
26 temmuz 2008
ey sevgili
şimdi seninle
denize nazır
lüks bir lokantada
birlikte olmak vardı
aynı masada
düşünme lütfen
gelecek olan hesbı
ben öderim nasıl olsa
aslı-arası
iki tabak yemek parası
ne var ki bunda
sana yakın olabilmek uğruna
ne bedeller ödedim ben
yıllarca
bi anlayabilsen
serhat öztürk
9 ağustos 2000
bugün sabah sevgiliyi gördüm
bir hüzün vardı bakışlarında
dün gece hiç uyumamıştı
üstelik ağlamıştı
gözlerinden belliydi
sırtındaki elbise
sanki bir haftadan beri üzerindeydi
oysa benim bildiğim sevgili
bir gün giydiği elbiseyi
ertesi gün asla giymezdi
saçları dağınıktı
yüzünde makyajdan eser yoktu
bir kuru ağaca benziyordu
takvim yaprakları onu etkilemişti
ne de olsa mevsim sonbahardı
bir eylül ayında rastlamıştım ona
belli ki o günler vardı aklında
serhat öztürk
9 ağustos 2001
bilirim
son adresim
bir akıl hastahanesi
baş ucumda
birkaç doktor
ve sevgilinin hayali
kulağımda
annemin dinmek bilmeyen feryadı
serhat öztürk
9 ağustos 2001
anladım sonunda
benim yârim diye birşey yok
o upuzun saçlı yâr
sadece bir hayal
hepsi o kadar
serhat öztürk
7 ağustos 2003
ey sevgili
neyi bekliyorsun hâlâ
bin herhangi bir toplu taşıma aracına
uçaktan korkarım
trenle gel yanıma
baksana
sabahları dayanamıyorum artık
sensiz bir güne daha başlamaya
serhat öztürk
10 ağustos 2005
güzelim benim
senin de içine
insanı gökyüzüne uçuran sevdalar
düşünce
el ele buluruz kendimizi
yeryüzünde
işte o zaman seninle
yeniden yaşayabiliriz beytepe'de
gönlümüzce
serhat öztürk
3 ağustos 2007
ey sevgili
bir pazar sabahı
benimle birlikte
kahvaltı yapmaya karar verirsen eğer
evinde
hiçbir şey eksik kalmasın diye
masanın üzerinde
boş yere onca zahmete girme
bir dilim ekmek
bir parça peynir
birkaç yeşil zeytin
gözlerince
yeter de artar bile
ikimize
serhat öztürk
13 ağustos 2000
bir zamanlar
çok değil
bundan birkaç yıl öncesine kadar
sevgilinin bir bakışı yeterdi
ellerinin sıcaklığını
ve teninin kokusunu bilmesemde
adını bile duymak
mutlu ederdi beni
oysa şimdi...
serhat öztürk
16 ağustos 2000
ey sevgili
paris'deyim şu anda
yanımda
birbirinden güzel
fransız kızlar
eyfel kulesinden
paris'i seyrediyorum
bir ara
dönüp bakınca
kızların gözlerine
seni unuttuğumu farkediyor
utanıyorum
serhat öztürk
13 ağustos 2004
ey sevgili
geçen yüzyıl okuduğum
bir gazete haberine göre
beş milyar ışık yılı sonra
ne demekse
büyük bir göktaşı
çarpınca dünyaya
hayat sona erebilirmiş
duydun değil mi
haberin olsun da
saçlarına dokunabilmek için
şunun şurasında
geriye beş milyar ışık yılı kalmış
ne kalmış da
serhat öztürk
11 ağustos 2005
ey sevgili
kapkaranlık gecelerde
insanı sarhoş eden arzular
nüfuz edince tenimize
gerek kalmaz içkiye
günlerce sevişmek dururken
su içmek bile
eziyet olur bize
serhat öztürk
13 ağustos 2005
bir gün sürer
güzel bir kelebeğin ömrü
bir günde yaşanır
hayatın bütün güzelliklerini
hiç kimse nuh peygamberi değil ki
bin yıldan elli yıl eksik yaşasın
neyi bekliyorsun sevgili
şimdi uzat ellerini
bir gün bile olsa
tepeden tırnağa
mutlu edelim birbirimizi
masmavi gökyüzünde uçuşan
bir çift kelebek misali
serhat öztürk
15 ağustos 2005
çaresizlik içinde
gökte uçan turnalarla
sevdiğine haberler yollayan aşık
aklıma düşünce
bir tek kısa mesajla
seviyorum seni demeye
bilmelisin ki
utanıyorum sevgili
serhat öztürk
16 ağustos 2005
ey sevgili
gece yarılarında
kendi rızanla
avuçlarını ellere verdiğini
dünya alem biliyor da
bir tek gönlüm inanmıyor
ellerin olduğuna
serhat öztürk